Aşiyan yollarından seslensem duyar mısın?..."
diğer kanepeye uzanıp çalan telefonu açtım. kısa süren telefon görüşmesi boğazımı kurutmuş, kurutmakla kalmayıp o bölgeye sanki bir yumruk oturtmuştu. kumandanın naylonunu tutan bantları tırtıklamıştı tırnaklarım.."birazdan orada olacağım" dedi sevgili...oturup konuşmalıymışız.
Bu ses tonu, ilişkimizin bir süredir seyrettiği rota birlikte oturacağımızın habercisi olsa da birlikte konuşacağımızın habercisi olamazdı. O konuşacak ben dinleyecektim. Dinlerken gözlerimi sık sık ondan kaçıracak ve bu esnada çorabımın tekinin lastiğini çekip çekip bırakacaktım.."

" Çöp var mı hocam?" dedi Hasan Efendi gülen gözleriyle.
Kısa süren bir dalgınlık, şaşkınlık neticesinde "çöp var Hasan Efendi, olmaz mı?. Acımasızca, hoyratça içi boşaltılmış bir aşkın posası var mutfakta ve dahi yatak odasında, hatta her yerde" cümleleri çıktı ağzımdan.
" İyi günler hocam, ben sonra yine gelirim" deyip mırıldana mırıldana yan dairenin ziline bastı Hasan Efendi.
" ne diyosun lan mırıl mırıl, küfür mü ediyosun şerefsiz, boş bulunduk, seni adam yerine koyduk da kederimizi paylaştık edepli ve edebice" diye çıkıştım diğer kapı önünde bekleyen Hasan Efendi'ye
"Neyse ki kızgınlığım uzun sürmedi. Hasan Efendiyi severdim. Çok üstüne gitmeyip içeriye girdim. Az evvel bantlarını tırtıkladığım televizyon kumandasının poşetini değiştirdim. Beynime de "bizi ayrılığa doğru adım adım sürükleyen, parmakla gösterilen bu ilişkiyi tarihin tozlu sayfalarına götüren sebepler neydi, ne yapmalıydık?" üzerinde düşünmeyi yasaklayıp, bir filmi yarısında izlemeye başladım. Zira senaryonun izlemediğim kısımlarıyla ilgili anlamam gereken hususlar olacaktı...
deLLy©2005
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder